‘Ege’de depremler yaşanması normal’

MERT İNAN İstanbul  – Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Naci Görür ise, sosyal medya hesabından Ege’nin güneyindeki fay hareketliliğine dikkat çeken bir paylaşımda bulunarak, “Dün geceden beri Muğla güneyi kıpır kıpır. 1-3 büyüklükte çok sayıda deprem var. Muğla-Yatağan ile Gökova graben fay sistemlerinin kesişim yerinde. Bir zamandan beri süre gelen Helen dalma-batma zonunun Ege’de yarattığı gerilmenin bir göstergesi” ifadelerini kullandı. 

‘Özel bir durum değil’ 

Endişe yaratan bu paylaşımın ardından konuştuğumuz uzmanlar ise Ege bölgesinde 10 bin yıldır yoğun sismik hareketlilik yaşandığına dikkat çekti. Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Ege’de her yıl bu büyüklükte yüzlerce deprem meydana geliyor. Türkiye’deki deprem aktivitesi sadece Muğla için değil, fay hatlarının olduğu diğer bölgeler için de geçerli. Türkiye, jeolojik konum olarak 4’te 3’ü deprem tehlikesi barındıran bir coğrafyada. Bu depremler oldu diye yarın büyük deprem olacak bilimsel bir yaklaşım değil. Eğim atımlı fayların yoğunlaştığı bu bölgede sayıda irili, ufaklı deprem yaşanması normal. İzmir’i etkileyen depremin artçıları halen sürüyor ve 10 binden fazla mikro sarsıntı kayda alındı. Kuşadası açıklarından sonra Ula’da sarsıntı yaşanması da özel bir durum değil. Muğla ve ilçeleri için şu an için özel bir tespit ve durum yok. İki gün sonra deprem olacağını söylemek bilimsel değildir. Deprem gerçeği her zaman ve neredeyse her yer için geçerli. Panik yerine riski azaltma anlamında çalışmalara ağırlık verilmeli” diye konuştu. 

Mikro deprem fırtınası 

Jeoloji ve Deprem Uzmanı Dr.Ramazan Demirtaş da ise 3.9’luk depremin Gökova Fay Zonu’nun doğu ucunda, Ula’da yaşandığını belirterek, “Aynı yerde Nisan 2017’de iki kez 5 büyüklüğünde, 2020’de ise 3.8 büyüklüğünde depremler olmuştu. Gökova fay zonunun doğudaki parçasının deprem tehlike parametreleri bilinmiyor. Gökova fayının kırılmayan parçası yukarıdan gelen Ula fayı ile kesişim yerinde deprem oldu. 3.9 büyüklüğündeki depremin ardından 40’tan fazla mikro denecek artçı yaşandı. Bir anlamda deprem fırtınası gibi geçti. 

Helen yayı, dalma batma kuşağı dediğimiz bölgeye çok yakın kısımda ergimeler olunca, yer katmanında erimeler meydana geliyor. Böylelikle erimeye bağlı katman veya sıvı hareketleri yaşanıyor. Ula’daki yer kabuğu hareketini tektonik değil, volkanik bir hareketin sonucu olarak da görebiliriz. Ortaya çıkan tabloya bakarak Muğla’da ‘büyük deprem olur demek’ doğru olmaz. Olağanüstü bir durum gözlemlenmiyor” dedi. 

Yorum yapın